|
İçimdeki Yabancı
'Boşluk'
“............................
Ve belirgin bir öfkeyle; “Kimsenin suçu yoktu!” diye
bağırdığımı fark ettim sonra; “Yalnızca benim aptallığımdı!” Ve o azgın suları,
o suların içinde sürüklenip gidişimi düşündüm içimi yakan bir sıkıntıyla...
Düşünürken o kadar korkmuyordum. Yaşanan anlar kadar korkunç olmuyordu düşünülen
anlar. Beynimin içinde ne kadar gerçekmişçesine canlandırırsam canlandırayım,
asla o anı yaşarken hissettiklerimi yakalayamayacağımı biliyordum.
Sonra bulutların ardından sıyrılıvermiş gibi
ağabeyimin, Fırat’ın yüzü belirdi gözlerimin önünde. Yüzünde garip bir ifadeyle
kardeşini, suların içinde batıp çıkan küçük Poyraz’ı yani beni seyretmekteydi.
Öne doğru eğilmişti. Elleri de uzanmıştı Poyraz’a doğru. Ama fazla uzatamıyordu
ki çocuk! Ne yapabilirdi başka? O sulara kendini atıp kardeşinin yanına
gelemezdi ki... O da daha çocuk sayılırdı. Bıyıkları yeni terlemeye başlamıştı.
“ İyi
ama seni kim itmişti o azgın sulara?”
Sinirlerimin en hassas olduğu bölgeye bir iğne
batırılmış gibi olmuştum sanki... Yerimden öyle bir sıçramıştım ki, kanepe dahi
altımda garip bir sesle inlemişti. Uzandığım yerden fırlamaya çalışırken,
kanepenin arkalığına sallandırmış olduğum bacağım takılarak elimdeki o sarı
sıvılı bardakla birlikte paldır küldür yere düştüm. Bardağın kırılmadığını fark
etmiştim fakat bunu umursayacak bir durumda da değildim. Toparlanıp ayağa
kalktığımda herhalde içimdeki sınırsız şaşkınlığın ifadesi komik yüzüme
yansımaktaydı.
“Kim var orada?” diye bağırarak hızla çevreme
bakındım. Çılgın gibi dönüyor, fal taşı gibi açılan gözlerimle çevreyi
araştırmaya, sesin sahibini bulmaya çalışıyordum. “Kim konuştu? Kimsin sen?
Nerdesin?”
....................................”
|