

Seni sevmek bir
gölün tortusunda kurbağa yavrusu gibi yok olmaksa.
Ben bu ezikliği
bir sabah Nemrutun kızıl dağında hissettim.
Ve senin
olmadığının bir cümle kurgusunda hep gizli öznede
kendimi mahvettim.
Seni sevmek bir
Ankara sabahında vakitli vakitsiz vurulmaksa.
Ben bu duyguyu
kızgın asfaltlarda zakkum çiçekleri yetiştirdiğim zaman
hissettim.
Ve bir dersim
ateşinde yanarak külümü ateşböceklerine yedirttim.
Seni sevmek bir
volkanın sevdiği için kendi kendini yakmasıysa eğer.
Ben bu yanmayı
elimde orak bir buğday tarlasında ve güneşin en kızgın
vaktinde hissettim.
Ve senin
olmadığın bir sabahçı kahvesinde yüreğimi zifir çayınla
demlettim.
Seni sevmek
meraklı iki çift gözün saatin kaçıncı zıngırdamasında
kalkıp sürüye koyulmadan ve hatta ölmeden bedenleri
yerin çok altında, bir esrar sıcaklığında boğuşmaksa
celladın kör kurşunuyla
Ben bu savaşı
bir tarih önce koynuma aşkımı alıp cephane ateşinde
hissettim.
Ve senin
doldurduğun yıldızları heybemden çıkartıp aç kurtlara
yedirttim.
Seni sevmek
donmaksa eğer bir gecekondu rüyasında.
Ben bu
soğukluğu dağ başlarında keklik avlarken hissettim.
Ve senin yok
olduğun zamanlarda ateş karşısında tuttuğum keklikleri
seyrettim.
Seni sevmek bir
bebeğin ilk olarak baba demesiyse eğer.
Ben bu sevinçi
bir şubat akşamında elleri üşümüş babanın gözlerinde
hissettim.
Ve senin
olmadığın zorlu coğrafyada o gözlerde daha bir çok şey
keşfettim.
Kenan Taşkın